BUGÜN BAYRAM ÇOCUKLAR

BUGÜN BAYRAM ÇOCUKLAR

Barut kokusu, yetim çığlıkları, genç kadınların ağıtları arasında susuzluktan çatlayan toprağa düşen bir yağmur gibidir Âlem-i İslam’da Bayram… Acıları unutturur, yaralara merhem olur, namazla dağılan yürekleri, yıl boyu bir araya gelemeyen kardeşleri birleştirir, İngilizler’in çizdiği sınırlarla birbirinden ayrılan müminleri aynı idealler etrafında cem eder; Arakan’dan, Mağrib’e kadar aynı gün içerisinde dakika dakika milyonlar Allah Azze ve Celle’nin huzuruna çıkar. En doğudan en batıya doğru yeryüzü büyük bir musallaya döner. Bir bölge halkı secdeden kalkmadan onların batısında yaşayanlar kıyama durur, sonra onlar secdeye vardığında daha batıda olanlar namaza başlar. Çocuklar akşamdan başucuna koydukları en yeni elbiseleriyle babalarının kolunda tekbir getirerek camiye gider. Kadınların camlardan seyrettiği Bayram namazına gidişler, bir zafer alayı gibidir. Camiye gidemeyecek kadar küçük olan çocuklar da erkenden elbiselerini giyer, büyük bir heyecan içerisinde dışarı çıkmak için günün ağarmasını bekler. Kadınlar Arefe Günü açtıkları baklavaları gelen misafirler için şerbetler, özenle hazırladıkları lokumları fırından çıkarır, ayran ya da hoşafı sürahilere doldurur. Büyükler, Bayram sabahı daha çok çocuğun başını okşamak, onlara hediye vermek için Musallaya ayrı yoldan, eve dönerken de ayrı yoldan gelen Peygamber-i Ekber’in Sünneti’ne uyar,  çocuklar el öper, hayır dua alır.  Cami çıkışında köyün en geniş muhabbet halkası kurulur, karşılıklı dualar yapılır, bayram tebrik edilir.

 

Zekat ve namaza gelmeden verilmesi gereken Fıtır Sadakası -bir parça da olsa- mahallenin zenginiyle fakiri arasındaki farkı kaldırır, herkes Bayram için bir şeyler alma imkanına sahip olur.

 

Âlem-i İslam’da bayram öncesi bir yardım seferberliği başlar. Sadaka parası ancak ekmeklerine yeten Arakanlı, Suriyeli, Somalili ya da Iraklı Muhacir çocukları Bayramın bereketini hisseder. Çadır kentte, muhacir kampında, sokakları enkaz dolu Musul’da, Halep’te kız çocukları arkadaşlarına yeni entarilerini, erkekler elbiselerini gösterir.

 

Gelin Duvağı Gibi

Bayram sıladır, dostun dosta, büyüğün küçüğe, çocuğun ebeveynine kavuşmasıdır. İnsanlar bir şehirden diğerine köydeki ihtiyar dedesini ya da Allah yolunda kocayan ninesini ziyaret edip duasını almak için gider. Bayram günü yaşlı evleri hiç olmadığı kadar çok ziyaretçi ağırlar, hiç olmadığı kadar zil çalar, insanlar hiç olmadığı kadar muhabbet yapar, çaylar, şerbetler içilir. Vakitler ne kadar sınırlı, misafirler ne kadar çok olsa da evlerden ikramsız kalkılmasına müsaade edilmez. Ölüler hayırla yâd edilir, dirilerin selameti, milletin ve Ümmet’in saadeti için dualar edilir. Güzellik bir gelin duvağı gibi örter her yeri.

 

Mezuniyet Merasimi

Bugün Bayram… Bir ay imsaktan iftara kadar midesi gibi ruhunu da arındıran, yüz milyonlarca mümin arasına karışıp Ramazan Mektebinde Allah Azze ve Celle’ye Dünyası gibi Ahiret’i de mamur olsun diye niyazda bulunan Müminler, Rablerinden gelecek beraati almanın heyecanını yaşamakta. Ramazan gibi Kurban Bayramı’na da aynı duygu, aynı iklim hâkimdir. Bayram aynı zamanda bir mezuniyet merasimidir; Ramazan, aç kalarak kendinden daha aşağıda olanların halini anlayanların, Kurban da malının bir parçasını Allah yolunda vererek, gerektiğinde canını da verebileceğini gösterenlerin bayramıdır.

 

Her Şey Daha Yürekten

Bugün bayram… Küsler birbirine yakınlaşır, dargınlar birbiriyle barışır, selamlar daha yürekten verilir, alınır, musafahalar daha gönülden yapılır. Kimse, “Sabah sabah neden şu adamı gördüm” diye kızıp, yolunu değiştirmez, yönünü çevirmez, kardeşinden iki kelimeyi esirgemez.

 

Bugün bayram… Musallada müminler sanki Medine minberinde konuşan Hz. Muhammed’in, “Birbirinize buğz etmeyiniz, haset etmeyiniz, sırtınızı dönmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” buyruğunu yeni duymuş gibi hakikate dikkat kesilir, muhabbet denizinde arınır, buğzu, hasedi, öfkeyi, nefreti ayakları altına alır. Allah Rasûlü’nün, “Bir müslümana kardeşini üç günden daha fazla bırakıp, onunla konuşmaması helal olmaz.” buyruğunu düşünür, gelmeyene gider, başını başka yöne çevirene de “merhaba” der.

 

Hiç Bir El Havada Kalmaz

Bugün Bayram… Orucun terbiye ettiği müminler, “O adam, bana falan yerde şöyle bakmıştı, bir zamanlar hakkımda şöyle şöyle demişti.” nev’inden cümleler kurmaz. Cahiliyye’den miras ne varsa ayaklar altına alınır. Musafaha için kalkan hiçbir el havada bırakılmaz.

 

Bugün öç alma, hesap sorma, fitne ateşine odun atma ya da yeni ateşler yakma günü değil, yüreklerdeki gazap ateşini muhabbetle söndürme günüdür. Meseleleri beşeri mahkemelere değil, sulha ya da Allah’a havale etme günüdür.

 

Bugün Bayram… Melekler Ademoğlu’nun amel defterine her zamankinden daha çok amel-i sâlih yazar. Köyler ve şehirlerarası sıla-i rahm için yapılan gidiş gelişler bugünün en hayırlı amellerinden kabul edilir. “Bir Müslüman başka bir köydeki (din) kardeşini ziyâret etmek için yola çıkar, Allah Teâlâ, adamı gözetlemek (ve sınamak) için onun yolu üzerinde bir melek vazîfelendirir, Adam meleğin yanına vardığında, melek (adamın ruhaniyetine),

 

–Nereye gidiyorsun? diye sorar. O(nun ruhaniyeti) da

 

–Şu köyde bir din kardeşim var, onu ziyarete gidiyorum der. Melek tekrar (niçin gidiyorsun?) diye sorar,

 

– O kardeşinden elde etmeyi arzu ettiğin bir menfaatin mi var mı? Adam,

 

– Hayır, ben onu sadece Allah rızâsı için severim, onun için ziyâretine gidiyorum, der. Bunun üzerine melek Onun ruhaniyetine,

 

– Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öyle seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın gönderdiği bir elçiyim, der.[1]

 

Ziyarete Değer Olmak

Bu gün Bayram… Karşı köye ya da mahalleye halasını, teyzesini, Ahmet Amcayı, Fatıma Halayı dünyalık hiçbir menfaat olmaksızın ziyarete giden Müminleri yol boyu Melekler istikbal edecek ve ruhaniyetlerini “Allah’ın rızasına nâil olmakla” tebşir edecek.

 

Bugün Bayram… Erkekler, kadınlar, ihtiyarlar, delikanlılar mazlumların, mağdurların, hastaların evinde misafir olup, onların dualarına talip olacak.

 

Bugün bayram… Hastaların, kimi kimsesi olmayanların da gözleri kapıda, biri gelse, kapıyı çalsa, hal hatır etse, rahatlasam diye bekliyorlardır. İnsan yüzü görmeye hasret, yatağa mahkûm muzdaripler bugün insana doyar, hatırlanmak, ziyarete değer bulunmak fazlasıyla mesrûr eder onları…

 

Bugün Bayram… Allah Rasûlü buyuruyor ki, “Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar Cennet meyveleri arasındadır.”[2] Hastaların gönüllerini alıp, dualarına nâil olmak için dolaşan iyilik süvarileri Cennet yollarında yürür gibi huzur bulur.

 

Bugün Daha Çok Mazlumların Günü

İnsan fikriyle insandır. İçi ağlarken gülmeyi, gülerken ağlamayı bilir. Biz zahire bakar, doktorlar aletlerle iç organları görür, lakin hatıra gelenleri, yürekten geçenleri sadece Allah Azze ve Celle bilir. Bugün fikirle zikir arasında her günkünden daha fazla bir uyum vardır.

 

Bir tarafta makam odaları önünde amire görünmek için kuyruk olan, şehre gelen rical-ı devletten birini karşılamak, ona görünmek, elini tutmak için sıraya girenler… Kahır ekseriyetinin gayesi ya yerini korumak ya da daha yukarılara tırmanmak… Diğer tarafta ise Allah’ın rızasına nâil olabilmek için evinden bir hasta ziyareti için çıkanlar, köyün büyüklerini ziyaret edip dualarını alanlar, yetimin başını okşayanlar… Bugün sadece aristokratların, seçkinlerin, burjuvanın, yüksek sosyetenin değil, insan olma haysiyetini yitirmeyen herkesin günü… Lakin daha çok mazlumların, muzdariplerin, yetimlerin günü… Bugün acıdan, kederden, fakirlikten gülmeyi unutanların günü…

 

Bugün ziyaretlerde daha çok ihlas, daha az riya var.. Bugün konuşmalarda daha az dünyevî beklenti, gazetecilere en uygun pozu vermek için alınan duruşlarda, daha az sahte tebessüm var…

 

Bugün Ümmet’in Bayramı… Ve siz ayakları üzerinde duramayan, elleri kapısını açacak kadar gücü olmayan muzdarib hastaları oylarına talip olduğunuzdan dolayı değil, Allah’ın kulu olduklarından dolayı ziyaret edeceksiniz.

 

Gayesi Rıza-i İlahi olan rıhlelerin yolları Cennet’e uzanır. Çünkü insanı Cennet’e, Cennet yolunda işlenen ameller taşır.

 

 

Sultanların Sarayları, Mazlumların İffet Halkaları

Bugün Bayram… Allah’ın rahmet nazarı sultanların kapılarında poz verme yarışına girenlerin değil, mazlumların meclislerinde oturup, onların dualarına talip olanların üzerindedir.

 

Bugün Bayram… Her gün defalarca bizi Kâbe-i Muazzama’nın çevresinde toplayan, Arafat’ta bütün makamlardan mücerred bir duruşla cem eden, Şark’tan Garb’a kadar aynı gün Ramazan okuluna alan, aynı gün Bayram’da mezun eden İslam diyor ki, Bayram’da da Arafat’taki gibi birlik olun. Sonra da bu birlikteliği sembollerden hakikate taşıyın; aranızdaki sınırları kaldırın, siyasi birlikteliği tesis edin.

 Melekler Şahit

Bugün Bayram… İttihad-ı İslam için mücerretten müşahhasa, merkezden çevreye doğru dev adımlar atma vaktidir. Belki mazlumların coğrafyasına gitme imkânınız olmayacak lakin bir yardım kuruluşunun hesabına imkânınız nispetinde birkaç kuruş yatırarak onlarla birlikte olduğunuza melekleri şahit tutma günüdür.

Cami avlularına sadaka taşı koyarak, sadaka alanla verenin karşılaşmasına, verenin verirken nefsine mağlup olmasına, alanın da zillet yaşamasına mani olan İslam’ın ufkunda muhtaçları istemeye mecbur bırakmadan hatırlama günüdür…

 Bu Anne, Bizim Annemiz

Hz.Âişe radiyallahu anha şöyle buyurdu; “Birgün yanıma sırtına iki kızını almış fakir bir kadın geldi. Ona üç tane hurma verdim. O da her bir kızına birer hurma verdi, son hurmayı yemek için ağzına götürdüğünde kızları onu da istedi. Bunun üzerine kadın, yemek istediği son hurmayı kızları arasında bölüştürdü. Onun bu haline hayran oldum; daha sonra çocukları için yaptığını Allah Rasûlü’ne haber verdiğimde Efendimiz şöyle buyurdu, ‘Bu şefkatinden dolayı Allah Azze ve Celle o kadına Cennet’i vermiş (ya da) bu sebeple onu Cehennem’den azâd etmiştir.”[3]. Müslim’deki diğer bir rivayette ise Allah Rasûlü’nün evinde tek bir hurma vardı ve Hz. Âişe miskin kadına o hurmayı verdi, anne de kendi bir şey almadan hurmayı çocukları arasında bölüştü.[4].

Büyük Tezâhür

Medine’de Devlet başkanının evindeki tek hurmayı, Onun eşi kapıya kadar gelen anneye tereddüt etmeden takdim ediyor, isteyen kadından nefret etmek şöyle dursun, Alllah Rasûlü’ne onu anlatacak kadar halinden etkileniyor.

 

İslam bir merhamet devrimidir. Ve o devrimin en büyük tezahürü de Peygamber evindedir. Bayram o devrimin en muhteşem haliyle yaşandığı gündür.

 

Bulduğu üç hurmanın ikisini, iki kızına veren, kızlarının eli, “Anne! Onu da bize ver anne” diye kalkınca kendi payını da bölüp onların ağzına koyan anneyi Hz. Âişe’den daha güzel kim anlatabilir ve kim anneliği İslam’dan daha güzel onurlandırabilir?! Dünyanın neresinde arz-ı endam derdi olmadan bir devlet başkanının eşi, Hz. Aişe gibi dilenci bir kadını bu şekilde yüceltebilir?!

 

Bugün Bayram… Çocuklar hiç olmadığı kadar şen, büyükler ziyaretlerle mesrur, torunlarını etrafında gören nineler “Rabbim! Bugün hiç geçmesin” diye yalvarır. Öte taraftan yavrusuna verecek süt bulamayan anneler de “Bize, her günü Bayram yapacak idareciler gönder.” diye yalvarıyor.

 

Burjuva Günü Değil

Bayram aristokratların, burjuvanın keyif günü değil, sahip olunanın bölüşüldüğü, zenginle fakirin aynı safta namaza durduğu kardeşlik günüdür.

 

Biraz Hüzün, Biraz Neşe

 Bugün Halep’te, Musul’da, Gazze’de, Kahire’de, Mısır zindanlarında, Doğu Türkistan’da, Arakan’da, kamplarda da Bayram… Yine bu Bayram anneler geçen yıl elini öpen oğlunu, genç kadınlar eşlerini hatırlayacak, çocuklar Bayram namazından babasının kolunda eve dönen arkadaşlarına bakıp şehid babasını düşünecek. Bombalarla yıkılmış şehirlerin kan ve barut kokan sokaklarında sürgünde vurgun yiyen çiçekler gibi biraz hüzün, biraz neşe, biraz baba hasreti, biraz şehid evladı olmanın gururuyla dolaşacaklar.

 

Bu Gün Onların da Bayramı

Bugün, bulduğuyla önce kızının karnını doyuran mazlum annelerin de Bayramı… “Anne! Babam hayatta olsaydı ben de ne güzel elini öper harçlık alır, sonra da markete giderdim.”, diyen çocukların da; Tayland otellerinde satılan Arıkanlı yetim kızların da Bayramı…

 

Biz, evindeki üç hurmanın üçünü de bir miskine verirken “geride bir şey kalmadı” diye tereddüt etmeyen Hz. Âişe’nin manevi evlatlarıyız. Bayram sadece bizim evin, bizim ailenin değil, topyekûn Ümmet’in çocuklarını sevindirsin. Mesele bütün muhtaçları doyurmak değil, bu ancak Allah Azze ve Celle’nin tasarrufundadır. Bize düşen imkân nispetinde bu yolda olmak, bir hurmayla da olsa onların sofrasına katkıda bulunmak.

 

Bayram’la sevinen çocuklara, diğer bütün çocukları sevindirme ruhu verelim ki en büyük idealleri yeryüzü çocuklarına acılarını unutturmak olsun. Bayram acıları unutturduğu, dağılmış yürekleri birleştirdiği, çocukları sevindirdiği, İslam ülkeleri arasında tesanüdü sağladığı çerçevede bayramdır.

DİPNOTLAR

[1] Müslim, Birr, 38.

[2] Müslim, Birr 40.

[3] Müslim, Birr 46.

[4] Müslim, Birr 46.