Kur’an-ı Kerim; Açlık Gününde Sabra, Mohaç’ta Tevekküle, Cenazede Vuslata, Zaferde Tevazuya, Mektepte İlme Çağırır

Kur’an-ı Kerim, güneş gibidir. Her yürekte farklı doğar. Her bir ayet çocuğa, kadına, evladını kaybeden babaya, muzaffer bir kumandana, yenilmiş bir Ümmete farklı şeyler söyler. Bu yüzden gün de, ideolocyalar da bir daha doğmamak üzere batar. Kur’an-ı Kerîm’in sayfaları ise her gecede, her gündüzde, her yürekte yeniden doğmak için açılır, kapanır. Yeni gün doğumlarını muştular, dostlara umut, hasımlara korku aşılar.

Her bir ayet, bin bir tecelliye namzettir. Muhatap, camide, mezarlıkta, çarşıda, mektepte, sarayda aynı ayeti birbirinden farklı anlar. Her okuyuşta, her yüreğe ayrı bir mana dokunur, camide ubudiyete, mezarlıkta dirilişe, çarşıda dünyayı imara, mektepte okumaya, sarayda adalete çağırır ayetler. Açlık gününde sabra, mihrapta yönelişe, minberde teslimiyete, Kosova’da şehadete, Mohaç’ta tevekküle, cenazede vuslata, zaferde tevazuya, mektepte ilme çağırır Kur’an-ı Kerîm.

Her yağmur, suyunu O’ndan alır, her yaprak O’nunla canlanır, her yiğit O’nunla doğrulur, her yara O’nunla onarılır, her acı O’nunla teselli olur, her ana çocuğunu O’nunla bulur, her kız iffetin amentüsünü O’ndan öğrenir, her delikanlı hayâyı O’ndan dinler, her öğretmen ilim-irfan deryasına O’nunla dalar, her mazlum hakkını O hâkim olunca alır.

Buzdan adamları, taştan sütunları O eritir. Yesrib’i Medine O yapar. Fatıma(r.a.) O’nu okuyunca Ömer’in(r.a.) karşısında durur. Roma’ya O’na inananlar kafa tutar. İnsanların ellerine, ayaklarına vurulan prangayı O kırar. Yığınları O millet yapar. Hubel’i, Menat’ı O yıkar, iman, irfan anıtlarını O diker. Şirkin kapattığı Allah yolunu O açar.

Cennet’i O anlatır, tuzaklardan kurtulmanın çarelerini O sunar, yetimin hukukunu O korur, fakirin, zenginin malında hakkı olduğunu O söyler, Ebeveynine “öf” demeyen çocukları O terbiye eder. O’nu dinleyenler meyhanelerin, kumar bayilerinin, faiz müesseselerinin kapısına kilit vurur. Bu yüzden İblis, bütün batıl yolları, insanlar O’na gitmesin diye açtı; bütün ideolocyaları O’nun gölgesine sığınmasın diye kurguladı; bütün masalları, eşref-i mahlukat O’nu okuyup uyanmasın diye yazdı. İnsanlar İblis’in ne yolunda, ne masalında, ne gölgesinde huzur buldu.

Yıllar sonra yanlıştan doğruya, çirkinden güzele, geceden gündüze gitmek için O’ndan başka buyruk olmadığını anladı insan.

Fitne kopup, sokaklar kan dolunca, insanlar evsiz-barksız kalıp umutlar solunca, “Kur’an-ı Kerim okunup, yaşansaydı böyle olmazdı.” dedi büyükler. Sonra anladılar ki İblis, Kur’an-ı Kerîm diye onları başka buyruklara çağırmış. Yine İblis’in adamları sahnede… Hubel’i korumak, Roma’nın yolunu açık tutmak için “Kur’an Yolu” diye kendi ideolocyalarına çağırıyorlar. Fakat küçük hafızlar, iffetli kızlar, izzetli delikanlılar, vakur babalar, imamlar, kumandanlar bu defa “iz”den sapmayacak, işte o zaman Doğuyu ve Batıyı yine Kur’an-ı Kerim kurtaracak.

İhsan ŞENOCAK – HÜKÜM Ocak 2019