Ramazan: Asr-ı Saadette Mücahede; Modern Zamanda Ziyafet

Oruç bir tohumdur. Meyvesi nur olan, irfan olan bir tohum… O tohumu şu kadar gün önce yüreklerinize ektiniz. Allah Resulü (aleyhissalatüvesselam)’ın تسحروا فان فى السحور بركة “Sahur yapınız, çünkü sahurda bereket vardır.”[ref]Buhari, savm, 1789.[/ref] hadisine iktida edip, bir seher vakti, niyetle hakikat yolculuğuna başladınız. Kalktınız, sahurda yeryüzüne çömelip bir sofra kurdunuz. Secdedeki haliniz gibi sanki göklerin kapısına yükseldiniz. Ruhunuzla Kâinatın Sahibi’nin rahmet ve mağfiret diyarına yüceldiniz, ‘urûc ettiniz.

Sahurdaki niyetinizle iman ve ibadet atlasınıza bir tohum ekiyor, günbegün o tohumu oruçlarınızla suluyorsunuz. Bayram gününe ulaştığınız zaman kocaman bir çınar oluyor ve sizlerin yüzünde iman, nur, irfan olarak tezahür ediyor. Oruca bu zaviyeden bakmak lazım. Ancak bu zaviyeden baktığımız zaman orucun hakikatine erebiliriz. Düşünün; İmsakta başlıyorsunuz, ta gurubu şemse kadar, gün batımına kadar bir irade eğitimine giriyorsunuz. “Var” olanları “yok” hükmünde algılıyorsunuz. Hakikatte, hayatta böyle değil mi? Bir takım malların, mülklerin sahibisiniz. Onlarla iftihar ediyorsunuz. Ölüm meleği geldiği zaman hepsini geride bırakıp sefere çıkıyorsunuz. Var olan dünyalıklar sizin için yok oluyorlar. Çünkü öldükten sonra dünyalıklar üzerinde tasarruf hakkınız kalkıyor. İşte oruç ölümdeki o en sahici fotoğrafı hayatta iken gösteriyor. Eşyayı gerçek suretiyle algılamaya davet ediyor.

Sabah namazı, seccadenin üzerinde işrak vaktine kadar evrad ile meşguliyet, işrak namazı derken kahvaltı vakti geliyor. Kahvaltılıklar yerli yerinde, belki önünüzde duruyor. Ama sizin için her biri yok hükmünde. Alamıyor, yiyemiyor, içemiyor, tadamıyorsunuz. Kâinatın Sahibi ruhunuzu alıyor, sabahtan akşama kadar bir kalıbın içerisine koyuyor. Akşam iftarla ruhumuzu kalıptan alıyoruz. Sahura kadar dinlendiriyor, sahurda tekrar aynı kalıbın içerisine koyuyoruz. Bu ameliye otuz gün devam ediyor. Sonra bayram geliyor. Bayramda Kâinatın Sahibine yükselen ruhumuzun kemal halini seyrediyoruz.

Gün doğumu esnasında, güneşin dağların arkasından taptaze haliyle semanın zirvesine doğru yükselişini hayal edin. İşte oruç tuttukça arınan ruhlarımız da dağlar ardından yükselen bir güneş gibi kâinatın sahibine yüceliyor. Yüceldikçe en zorlara bile لبيك اللهم لبيك “ Buyur Allahım buyur!” demeyi öğreniyor. Allah’a doğru yücelen ruhlarımız Ashab-ı Kiram (radiyallahu anhum) gibi, onların muazzez ruhlarının makamlarında سمعنا و اطعنا İşittik ve itaat ettik Allah’ım!”[ref]Bakara: 285.[/ref] diyorlar.

Kardeşlerim!

Orucun anlam dünyasını doğru bir şekilde mülahaza edebilmek için, ilk sahurunuzda ruhunuza ektiğiniz o hakikat tohumunun manasına sadakat gösteriniz. İşte o sadakati gösterdiğinizde, bütün eğriler yeniden doğru olacaktır.

Bu noktada duralım ve neden Allah-u Teâlâ bu ayda oruç tutmayı bize emretmiştir onu tahlil edelim. Bu tahlil bizi Ramazan-ı Şerifi istirahat ayı gibi gören anlayıştan da kurtaracaktır.

Orucu üç başlık altında değerlendirmek lazım… Ruhun nefse mutlak galibiyeti demek olan oruç; küfrün saltanatının sona ereceğini, imanın yeryüzüne hâkim olacağını ve bütün ruhlarda İslam’ın intişar edebileceğini haber veriyor.

  1. Oruç, “küfrün saltanatının sona ereceğine işaret eder.” İşte buyrun… Allah Resulü Aleyhissalatü vesselam Medine’de… Hemen yola çıkabileceklerden müteşekkil, nispeten büyük bir ordu hazırlamış. Hicretin ikinci yılı, Ramazan ayı… Allah Resulü[ref]Enfal: 47.[/ref] بطرا ورئاء الناس Şımarık bir halde yola çıkan ve ehl-i İslam’ı ortadan kaldırmayı amaçlayan Mekke müşriklerine karşı Bedre gidiyor. Hadiseyi İbn-i Abbas (ra)’dan dinleyelim: Ramazanı Şerif’in on yedisi, günlerden Cuma. Allah Resulü (asm)’ın karşısında büyük bir ordu var. Kuranı Kerim bize Bedirde ki ilahi yardımı anlatırken;ولقد نصركم الله ببدر وانتم اذلة[ref]Âli İmrân :123.[/ref] Az idiniz.” buyuruyor. Allah Resulü (sallalalhu aleyhi ve sellem) ellerini kaldırıyor; “Ya Rab! Eğer bu bir avuç Müslüman burada helak olursa yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmayacak” diye yalvarıyor ve Peygamber’in dualarına göklerden melekler karşılık veriyor. Bedir Ramazan-ı Şerif’in cihad ayı olduğunu anlatıyor.
  2. Moğollar saldırmışlar. Günlerce Bağdat Nehri’nden kan ve mürekkep akmış. Âlemi İslam’ı tarumar etmişler. Sokaklarda dolaşan İslam âlimleri وا إسلاما diye ehli İslam’ın geleceğine ağıtlar yakıyorlar. Acılar mahşerinde yine bir Ramazan günü. İslam orduları Mısır’dan harekete geçiyorlar. Başlarında Sultan Baybars Ayn Calut’a geliyorlar. İşte orada, Ramazan Ayı’nda Allah Azze ve Celle Ehl-i İslam’a büyük bir zafer nasip ediyor.
    • O halde, “Ramazan’da sahuru yapın sonra yatınız. Ramazan’da aç ve sususz kalıyorsunuz dolayısıyla bedeninizde bir zafiyet oluşuyor, kendinizi fazla yormayınız. Ramazan’ı bir istirahat ayı olarak addediniz.” nevinden olan telkinler Muhammedî değil hevaîdir. Muhammed (asm)’ın hayatına baktığınız zaman bunların hiçbirini bulamazsınız. Buna mukabil Ramazan tarihine baktığınızda Bedir’i, Ayn Calut’u ve diğer büyük zaferleri görürsünüz. O halde Ramazan yine mağdur, mazlum, biçare ehli imanın kurtuluş ayı olacaktır.
  3. Ramazan “İslam’ın galibiyet ayıdır.” Efendimiz (aleyhissalatüvesselam) gözü yaşlı bir halde Mekke’den ayrılmışlar. Yolda Cebrail kendisini teselli eder. Ve hicretin üzerinden sekiz yıl geçer. Seller gibi bir orduyla aleyhissalatüvesselam Mekke’ye dönüyor… Hani Mekke’de bir taş vardı. Ebu Süfyan o taşın üzerine çıkar, Allah Resulü (aleyhissalatüvesselam)‘a karşı Mekke’yi tahrik eder, kışkırtırdı. Yine aynı taş, yine aynı taşın üzerinde aynı şahıs. Bu defa Mekkelilere, “Muhammed (aleyhissalatüvesselam) seller gibi bir orduyla geliyor. Ona teslim olunuz. İman etmekten başka çıkış yolunuz yok ey Mekke diyor.” Allah Azze ve Celle Ramazan aynının yirmi birinci günü Hz. Muhammed (aleyhissalatüvesselam)’a Mekke’nin fethini nasip ediyor. Kâbe-i Muazzama’nın etrafında 360 tane put var; Aleyhissalatüvesselam efendimiz tavaf ederken وقل جاء الحق وزهق الباطل “Hak gelmiştir. Batıl yok olmuştur.”[ref]İsra: 81.[/ref] Ayetini okuyor ve elindeki asa ile dokunduğu putu yere seriyor. Artık bundan sonra Mekke putlarla anılmayacak, batıl ne bir şey icat edecek ne de geriye döndürebilecek. Ramazan’daki o büyük fetih sana diyor ki; Bu ay diriliş ayıdır. Önce ruhundaki putları kıracaksın. Sonra bütün bir âlemi kuşatan, saran putların nasıl ortadan kaldırılacağının plan ve projelerini yapacaksın.
  4. Ramazan “İslam’ın intişar ayıdır.” Ramazan aynı zamanda ruhların diriliş ayıdır. İslam’ın bütün bir âlemi kuşatış ayıdır. Aleyhissalatüvesselam’ın Ahirete gidişine bir yıl var… Hicretin dokuzuncu yılı… Yine Ramazan… Allah Resulü, Ali bin Ebi Talib(ra)’ı Yemen’e gönderiyor. Ali Yemen’de. İslam’ı, Hz. Muhammed (aleyhissalatüvesselam)’ı anlatıyor. Ve Yemen Müslüman oluyor. Daha sonra Yemen Peygamber dilindeالايمان يمني İmanın kaynağı Yemendir iltifatına nail oluyor. İrfanın kaynağı Yemen, hikmetin kaynağı Yemen…

Yine bir Ramazan Ayı… Yine hicretin dokuzuncu yılı… Sekizinci yılda kuşatılan fakat muhkem surları aşılamayan, küfürde ısrar eden Taif halkı yollarda… İstikametleri Medine… Sakif kabilesinin kafilesi ise en önde. Medine’ye varıyorlar, Efendimiz (aleyhissalatüvesselam)’ın huzuruna çıkınca, “biz geldik ya Rasulallah, eski düşmanlarınız… Ellerinize, ayaklarınıza kapanmaya geldik. Huzurunda أشهد ان لا اله الا الله وأشهد ان محمدا رسول الله diyerek Müslüman olmaya geldik.”

Ramazan İslam’ın bütün yüreklere harekât düzenlediği bir diriliş ayıdır. Peki, neden Ramazan?

Efendimiz (aleyhissalatüvesselam), İbni Mace’nin rivayet ettiği hadisi şerifte buyuruyorlar ki;

للصائم عند فطره دعوة لا ترد “Oruç tutanların iftar vaktinde, sofralarının başında geri çevrilmeyen duaları vardır.” Allah Resulü, o icabet vaktinde orucun mümin yüreklerde bir ulu çınar olması, küfrün saltanatının sona ermesi, İslam’ın intişar etmesi için kavli ve fiili dualar yaptı. 1400 yıldır iftar vakti ehli imanın elleri de asumana kalkıyor. Yine elleriniz asumana kalkacak. Kalkan elleriniz rahmetin ve yeni fetihlerin kapılarını açacak. Ve siz ey ehli iman! Ey talebe-i ulûm! Ümmete tekrar şunu öğreteceksiniz: Ramazan eğlence ve ziyafet ayı değil; diriliş ve mücahede mevsimidir.

Gündüz sıyam, gece kıyam ile Ramazan boyu durmadan yürüyünüz. İlk sahurda yüreğinize ektiğiniz oruç tohumu kadirlerden, teravihlerden, sadakalardan mukabelelerden beslenecek ve bayramda büyük bir ağaç olacaktır.[ref]Yer sofrasının Gök Kapsında Arzı: Oruç” başlığını taşıyan bu hutbe, üslubu muhafaza edilerek kısmi tasarruflarla yazı diline aktarılmıştır. Bkz. www.ihsansenocak.com[/ref]