
UNUTMA Kİ HERŞEY İSLAM’DA İSLAM DA HER ŞEYDE
İyilik, güzellik, adalet ve hakikat adına her şey İslam’da; doğumdan ölüme, ahlaktan hukuka, fertten devlete kadar da İslam her şeydedir. Bu yüzden aklın Şeriat’ın, aşkın

İyilik, güzellik, adalet ve hakikat adına her şey İslam’da; doğumdan ölüme, ahlaktan hukuka, fertten devlete kadar da İslam her şeydedir. Bu yüzden aklın Şeriat’ın, aşkın

Müslüman zamanı bilir, mekânı tanır, çevreyi ihâta eder lâkin ne zamandan, ne de mekândan yolunu değiştirecek çapta etkilenir. Kâbe dünyanın, Müslüman da insanlığın merkezidir. Merkez

Müslüman önce inanır, sonra yaşar ve ardından insanları yaşadıklarını yaşamaya çağırır. İdeolocyaların bağlılarından ise şu üç özelliğiyle ayrılır: Allah’a ﷻ çağırır, ameli salih işler, “Ben

Yol belli, menzil de malum olduktan sonra Allah’ın ﷻ rızasına talip bir mümin için kimin ne diyeceğinin ya da ne yapacağının ne önemi var? Kabe-i
İslam bir hürriyet çağrısıdır. İnsanlığı binlerce ilaha kulluktan kurtarıp bir olan Allah Azze ve Celle’ye teslim olmaya çağrır. Allah Rasûlü ﷺ İslam davetine, Mekke’nin şifahi
Ateistin mesleği inkârdır. Gördüğüne değil papağan gibi ezberlediğine inanır, onu tekrar eder. Bu yüzden her şeyin varlığına şehadet ettiği Allah Azze ve Celle’yi inkâr cüretinde
Namaz; göklerden gelen bir talimât, enbiyadan kalan bir mirastır. Hz. İbrahim’in direnişi, Hz. Nuh’un iradesi, Hz. Eyyüb’ün sabrı onda saklıdır. İnsanları Allah’a
Barut kokusu, yetim çığlıkları, genç kadınların ağıtları arasında susuzluktan çatlayan toprağa düşen bir yağmur gibidir Âlem-i İslam’da Bayram… Acıları unutturur, yaralara merhem olur, namazla dağılan
Allah Rasûlü ﷺ “kulluk yolu”nu ifade ederken, “Meselenin başı İslam, direği namaz, zirve noktası ise cihaddır.”[1] buyurdu. Nizam sarayının adı İslam, sütunları ise namazdır. Saray
Kimi çan çalar, kimi de boruya üfler. Müslümanlarsa varoluşlarını “Ezan”la ilan eder; bir beldenin İslâm’a aidiyetini Ezan’la söze döker. Ezan yalnızca namaza çağrı değildir; onlara